728x90 AdSpace

Türk Kozmolojisi

İçerik Nuray Bilgili'ye aittir. 2015
21 Eylül 2015 Pazartesi

TÜRK KOZMOLOJİSİ VE ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ LOGOSU


TÜRK KOZMOLOJİSİ VE ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ LOGOSU...

Simgelerin kullanımları "modern" dünyada da devam eder ve bunlar hala duygu merkezlerimizi harekete geçirir. Trafik işaretlerinden, reklamlardaki logolara kadar gündelik yaşamın her alanında kullanılırlar.

Tanrısal boyuttan gelen bu enerjiyi, görünür hale getirenler, bilgeler şamanlar ve peygamberlerdir. Dolayısıyla, petrogliflerdeki, mitolojilerdeki ve sanat eserlerindeki gizemli dili bilenler bu özel insanlardır ve bu kutsal bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarırlar. Aslında her “varlık” tarih öncesi bilinçaltının bir parçasını kendinde taşır.

Evrenin simgesel döngüsünün merkezi, kıpırtısız bir nokta gibi görünen Samanyolunun Merkezi yani Galaktik Merkezdir. Burası Samanyolunun dönme merkezidir. Yani Karadelik. Bilim insanları karadeliği, “Yıldızların Yaratıldığı” ve “Yıldızların Öldüğü” yer olarak kabul eder. Yani “Hayatın” başladığı ve son bulduğu yerdir. Arkaik insanlarda bu “Merkezi Noktayı” aynı şekilde tanımlamışlardır. Galaktik merkezin etrafında bulunan takımyıldız ve yıldızları önemsemişler ve onlara “Yaratılış” ile ilgili çeşitli anlamlar yüklemişlerdir. Özellikle Yay, Akrep ve Yılancı Takımyıldızları Türkler de dahil pek çok kültürde, çeşitli İkonografiler ile resimlenmiştir.

Eski Türk Kozmolojisinde bu 3 takımyıldız “Ejderha Takımyıldızı” olarak bilinir. Ejderha Türklerde “Zaman Tengrisidir” ve “Evreni Evirir”. Evren aslında köken olarak Eviren-Çeviren anlamı da taşır ve EJDERHA demektir. Çünkü Evren durmadan döner. Döndüğü merkez ise samanyolu galaksisinin karadeliğidir. “Galaktik Merkez” kadim kültürlere ait ikonografilerde artı (+) işareti şeklinde ifade edilir. Hıristiyan kültüründe bu haç şekline dönüşmüştür. Bunun ana sebeplerinden ilki haçın malzemesinin “Ağaç” olması ve Hz İsa’nın haç üzerinde ölmesi ve tekrar dirilmesidir. İskandinav Runik yazıtları ve bunlarla birlikte kayalara resmedilen Ejderha (Yılan) tasvirleri, aslında Türk Kozmolojisinde olduğu gibi “Evreni” ifade eder. İncelemelerimiz sonucunda Antares Yıldızı, Türk minyatürlerinde çizildiği gibi Kalp şeklindedir. Arapça Antares “Kalb-el Akrab” olarak bilinir. Türk kozmolojisinde ise “Ejderhanın Kalbidir”. Eski İskandinav kayaları üzerindeki, Evren-Ejderha tasvirlerinin “merkezi noktasında” yer alan, “Artı” ya da “Haç” işaretleri, Galaktik Merkezi ve Hayat ağacını ifade eder.

Yaratılışın başlangıç yeri olarak görülen bu nokta aynı zamanda “Şifa ve Tedavi” ile alakalı görülmüş, anlatılar ve ritüeller bu merkez etrafında şekillenmiştir. Eliade, eski toplumlarda evrenin, ilksel denizden çıkan, ejderha ya da yılanın Tanrı tarafından öldürülmesi sonucu, parçalarından yaratıldığını söyler. İlaçların, şifa ve tedavinin kökeninin de her zaman, evrenin yaratılışı efsanesinin içinde yer alması, yılan ve ejderhalar ile alakalı görülmesi de bununla ilgilidir. Yer altından çıkan suların, hastalıkları iyi ettiğine, insanları günahlarından arındırdığına ve kötü etkileri yok ettiğine inanılır. Türk folklorunda Abı Hayat olarak söz edilir.

Eski tedavi ayinleri ve büyüler daima bu kozmik yılan ve ejderha ile ilişkilendirilmiştir. Türk ikonografisindeki şifa düğümleri, birbirine dolanmış yılan ve ejderha motifleri, kozmolojik yeniden doğuş düşüncesi ile alakalıdır ve “Galaktik Merkez” etrafındaki takımyıldızlara gönderme yapar. Bu takımyıldızlar eski Türk kozmoloji düşüncesinde Ejderha takımyıldızı olarak bilinen yılancı, yay ve akrep takımyıldızlarıdır. Tibet yaratılış mitolojisinde, nagalar ve ejderhalar ile birlikte, ilk “İyileştirici” ve “İlk İlaçlar” da belirmiştir. Şifanın ve ilaçların kökenini gökyüzünde arayan insan, “İlk Şifacıyı” da gökyüzüne yerleştirmiştir. İlk Hekim batıda “Asklepios” doğuda “Lokman Hekim” olarak bilinir. Asklepios daima asasına dolanmış bir yılan ile ifade edilir. Bu onun şifa gücü ile alakalıdır. Bu İlk Şifacının gökyüzündeki arketipi Yılancı Takımyıldızıdır. İki eliyle çok büyük bir yılan taşır ve “yaşlı adam arketipi” görünümündedir. Unutulmamalıdır ki Ejderhalar ve yılanlar mit ve masallarda daima yaşam otu ve hayat ağacı ile birlikte görülür ve “Gizli Hazinenin” bekçileridir.

Sümer mitolojisinde tuzlu su tanrıçası Tiamat ve tatlı su tanrıçası Apsu birleşir. İlk önce erkek yılan “Lakmu” sonra dişi yılan “Lakamu” oluşur. Bunlar birbirine dolanır ve gök-yer yaratılır. Aynı ikonografiyi Çin yaratılış anlatılarında ve sembolizminde de görebiliriz.

Türk Altay mitolojisinde denizde yaşadığı düşünülen iki Ejder-Yılan Abra ve Yutba’dır. Şamanlar bunların tasvirlerini kendi giysilerinin üzerinde taşırlar.
Nuray Bilgili..
  • Blogger Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum:

Item Reviewed: TÜRK KOZMOLOJİSİ VE ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ LOGOSU Rating: 5 Reviewed By: Türk Asya