728x90 AdSpace

Türk Kozmolojisi

İçerik Nuray Bilgili'ye aittir. 2015
27 Nisan 2014 Pazar

TÜRKLERDE MEZAR TAŞI GELENEĞİ

Mezar Taşları Ağaç, direk ya da balbal dikmek yoluyla, Tanrıya yükselme ayininde olduğu gibi, mezar taşları da, aynı mitsel-ritüel göğe çıkma temasının bir parçasıdır. Şamanik göğe çıkma ritüelinde Ok-Yay motifleri kullanılır. Bu yüzden Orta Asya mezar taşlarının üzerinde Ok-Yay sembolleri görülür. Bazende bunun yerini kılıç, bıçak sembolleri alır ki, bu da Şamanların yer altına inerken kötü ruhlardan korunmak için yanlarına aldıkları araçlardır. Tüm anıtsal dikili taşlar, gök direkleri ve benzerlerinde olduğu gibi, mezar taşlarının, göksel uzantısı yani izdüşümü Kutup Yıldızıdır. Mezarların, bir tepecik halinde yükseltilmesi ve dikey mezar başlıkları, Kutup Yıldızına yani Tanrının kapısına ulaşma isteğidir. Şamanın en önemli görevi yeraltına inmek ve gökyüzüne çıkmaktır. Altaylılarca büyük bir öneme sahip olan şamanın yeraltına inişi, hastanın ruhunu kötü ruhlardan arındırmak ve ölüleri öte dünyaya götürmek içindir. Toplumun dinsel ve sihirsel yaşamı, şamanın çevresinde dönmektedir. Bu nedenle, şamanlar hem sevilir hem de kendisinden korkulur. Yakutlar ve Altaylılar, şamanın öldükten sonra konuşmasını işitir. İnanışa göre, öldükten üç ya da yedi gün sonra şamanın ruhu, akrabalarını görmeye gelir ve davuluna vurarak geldiğini bildirir. Şaman, onlardan kurban istemektedir. Eğer isteği yerine gelmezse insanlara kötü ruhları musallat eder. Bu nedenle, kurbanlar kesilir ve ziyafet hazırlanır. İşte bundan sonra şamanın ruhu huzur bulur. Günümüzde ölülerin ardından verilen ziyafetlerdeki amaç, ölen kişinin ruhunu huzura kavuşturmaktır. Bu, eski Türk söylencesinin ve düşüncenin bir kalıntısıdır. Zaman içinde şamanın toplumsal alandaki etkinliği zayıflasa da, insanlar, korktukları ölüm karşısında Şamanist inançlarıı devam ettirmişlerdir. Türkler İslamiyet’ten önce ölen kişiyi defnederken, günlük hayatında kullandığı eşyaları da onunla birlikte mezara gömmüşlerdir. Orta Asya’da Selenga nehri havzasında Noyun-Ula Dağlarında yapılan kazılar sonucu kurganlar bulunmuş ve bunların Hun prenslerine ait olduğu belirlenmiştir. Hun prensleri genellikle yüksek dağlara gömülmekteydiler. Mezarın dış kısmı piramid şeklinde taş ve toprakla yükseltilmiştir. Noyun-Ula Dağlarında bulunan mezarlardan başka Orta Asya’nın bir çok bölgesinde buna benzer kurganlar bulunmuştur. Alp'in yaşamında ve ölümünde ona en yakın olan varlık atıdır. Aynı zamanda At şamanı yer altına taşıyan canlıdır. Eski Türk Alpleri savaşa giderken, atlarının kuyruklarını keser ya da bağlardı. Bu bir yas alametiydi. Alplerin atlarının kuyruklarının kesilerek mezara konmalarının nedeni budur. Mitolojiye göre at, ölümün ve sezginin sembolüdür, gökyüzünde ve yeryüzünde yeri vardır. Tanrıların insanlara yardım etmesi için onun varlığı gerekmektedir. Öte âlemi temsil eden bir hayvandır. Bu nedenlerle genellikle ölen kişiler atlarıyla gömülmüşlerdir. Türkler ölen kişinin, mezara konulan ata binerek öte dünyada istediği yere gidebileceği inancını taşıdıkları için, ölü ile atını birlikte gömmüşlerdir. Oğuzlar, cennette binecekleri atlarının kendileriyle gömülmesini istemişlerdir. Bazen de atı öldürmeden, kuyruğunu keserek mezara koymuş ve atı serbest bırakmışlardır. Bunun yanında ölüm olayında, yas alameti sayılan saç kesme âdeti de yaygınlık göstermiştir. Kimileri ise, atın kesilen kuyruğunu mezara koymuş, “baydara” denilen içi doldurulmuş atı mezarın üzerine dikmişlerdir. Bunların yanında kimi yerlerde geyikler de ölü ile gömülmüştür. Göktürklerde de Hunlarda olduğu gibi mezar üzerine dikili direğe at ve koç-koyun kurbanlarının başları asılmıştır. Bu gelenek Türmenistanın Nohur bölgesind hala devam etmektedir. Eski Türklerde mezarlara bayrak asma geleneği de vardır. Bu gelenek, özellikle evliyaların ve büyük kişilerin mezarlarında Anadolu'da da görülmüştür. Mezarlara bazı Türkler bayrak veya bez asmışlar; daha eski proto-Türk geleneklerini saklayan Türkler ise, at perçemli tuğlar asmışlardır. Türkler öldükten sonra, yeryüzündeki hal ve hareketlerine göre ruhlarının, yeraltına ineceğine ya da göğe yükseleceğine inanırlar. Göktürk inancına göre, ölen kişinin ruhu kuş olup uçardı. Bu yüzden mezar taşları üzerinde kullanılan Hayat Ağacı sembollerinin üzerinde ruhları simgeleyen kuşlar vardır. “Öldü” yerine “uçtu”nun kullanımı Orhun Yazıtları’nda “Babam kağan uçup gitti”, cümlesinde görülmektedir. Ölüm sonrası hayata inanan eski Türklerde, kırmızı toprak boya, ritüel anlamında, hayatın simgesi olarak kabul edilmiştir ve kanı ifade eder. Türkler haricinde birçok toplumda da görülen cesedin üzerine kırmızı toprak serpiştirmek, ölünün diğer dünyada hayat bulmasını sağlamak amacını taşır. Anadolu’yu fetheden Türkler, bir taraftan eski mezar geleneklerini devam ettirirken, bir taraftan da coğrafi ve tarihi faktörlerin tesiri ile bir takım mahallî tipler meydana getirmişlerdir. İslamiyet’te mezarların üzerine taş dikmek, isim yazmak, ağaç dikmek yasak değildir. Fakat süslü ve dikkat çekici mezarlar yapılması hoş karşılanmamıştır. Buna karşın, Müslümanlığı kabul etmiş Anadolu halkı, mezarların üzerine çeşitli desen, resim, sembol, ölenin ölüm nedeni, sürdürdüğü hayatı ile ilgili bilgileri işlemişlerdir. Hayat ağacı, Tük Mitoloji ve Kozmoloji geleneğinin devamı olan bir semboldür. Mezar taşlarında bu ağacı sembolize eden motiflere çok sık rastlanır. Tarih ve kültür değeri olan mezarlıklar ve mezar taşları, atalarımızın bize miras bıraktığı önemli inanç merkezleridir. Türkler Orta Asya ve Anadoluda, tarih, sanat ve kültür değeri olan sayısız mezar anıtları ve taşları yapmışlardır. Mezarlıklar ve mezar taşları, bir şehrin sosyo-kültürel ve etnografik olarak açıklanmasında da önemli bilgiler verir. Eski Türklerde görülen mezar üzerine çeşitli semboller işlenmesi de Anadolu mezarlarında görülmektedir. Hatta bu semboller içinde, eski dini inançlarda kutsallık kazanmış nesnelerin motiflerine rastlanır. Mezar taşlarındaki sembollerde, Şamanist Türklerde de varlığı tespit edilmiş bütün kutsal motifler ve damgalar, hayat ağacı, çeşitli kuşlar, hançer, kılıç, kalkan, tüfek, m üziki aletleri, rozetler, Ay- Güneş ve diğer astrolojik simgeler yer almaktadır. Orta Asya mezar taşlarında görülen ve Şaman davullarına çizilen rozetler de yine ayı, güneşi ve kâinatı temsil eden kutsal sembollerdir. İslamiyet, mezarlıkların ritüel ayin yeri gibi kullanılmasını, hoş karşılamamaktadır. Ancak günümüzde mezarlıkların özellikle dilek dileme yerleri olarak kabul edilmesi, Anadolu’da sıkça görülen bir anlayıştır. Bu, eski Türk inançlarının günümüzdeki izleridir. Söz konusu eski inançlar, zaman içinde kabul edilen inançlarla birleştirilmiş ve yeni dinsel varyantlar türetilmiştir. Türklerin mezar taşları, gök direkleri, obalar, bengü taşlar, kutlu ağaçlar ve bunların etrafında gerçekleştirdikleri ritüeller, arkaik inançlarının izlerini taşımaktadır. Mezarlıklarda dilek dilemenin temelinde Şamnizm inancı yatmaktadır. Çünki, Tanrı ile iletişimi sağlayan, Tanrının Kapısına kadar uzanan yapılardır. Bu inançlar doğrultusunda insanlar kimi istekleri için mezarlara yönelik, ata ruhlarından yardım istemişlerdir. Mezarlıklar dilek yeri olarak kabul edilmiştir. Çocukları olmayan kadınların, mezarlıklarda dilek dileyerek bu isteklerine erebileceği düşüncesi ve günümüzde de görülen yatırlara gidilerek birçok konuda dileklerde bulunulması, bu inancın uzantısıdır. Türkler yerleşik hayata geçtikten sonra, kimi eski inançlarını yeni edindikleri din içinde de sürdürmüşlerdir. Günümüzde, Anadolu’da Gök direkleri, obalar, bengü taşlar, türbeler, mezarlıklar etrafında gerçekleştirilen ritüeller, eski inanç kalıntılarının günümüze yansımasıdır. Hurafe olarak nitelenen bu inançlar, her ne kadar boş inanç olarak telaffuz edilse de, eski inançlara bağlı olarak, toplumsal ihtiyaç haline gelmiş ve uygulama alanı bulmuştur. Türkler eski dinleriyle olan bağlarını asla yitirmemişlerdir. Ünlü dinler tarihi uzmanı Eliade'nın dediği gibi” Hiçbir din yerinde bitmiş değildir”. İslamiyet’i ya da başka dinleri kabul etmiş Türkler kültürel genlerinde saklı olan, yaşamlarının her safhasında yer alan inançları sürdürmüşlerdir. İslamiyetin kabulünden sonra, görkemli mezar taşı dikme geleneğini kısmen bırakmışlardır. Fakat yerleştikleri bölgenin coğrafya, kültür ve inanç geleneklerinden etkilenerek yeni tarzlar ortaya çıkarmışlardır. NURAY BİLGİLİ
  • Blogger Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum:

Item Reviewed: TÜRKLERDE MEZAR TAŞI GELENEĞİ Rating: 5 Reviewed By: Nuray BİLGİLİ