728x90 AdSpace

Türk Kozmolojisi

İçerik Nuray Bilgili'ye aittir. 2015
27 Nisan 2014 Pazar

TÜRKLERDE HÖYÜK VE TÜRBELER

Arkaik insan düşüncesine göre yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır. Yaşadığımız dünya, göksel bir dünyaya tekabül eder. Yani toprak üzerine inşa edilen mezar, türbe, tapınak, vs. gökyüzündeki bir takımyıldız ve çoğunlukla Kutup Yıldızının izdüşümü olarak görülür. İnşa edilen her kutsal mekan, dünyanın merkezindedir. Bu yapılar, arketipleri gökyüzünde olan kutsal, Tanrısal mekanlardır ve Makrokosmosun, Mikrokosmos olarak ifade edilmiş minyatürleridir. Türbeler etrafında gerçekleşen ritüellerin tamamı, gökyüzüne ve Tanrıya ve dolayısıyla ölümsüzlüğe ulaşma amacıyla yapılır. Okumalarımız ve araştırmalarımıza göre; Türk kozmoloji düşüncesinde Türbelerin ilahi prototipleri kutupyıldızıdır ve dünyanın merkezindedir. Türk mitolojisinde yaratılış Kutup yıldızından başlar ve aşağı doğru iner. Bu yüzden Kutup yıldızına Kuluçka Yıldızı da denir. Bu açıdan Türbeler yaratılışın, yeniden doğuşun tekrarlandığı yerler olarak görülür ve çeşitli ritüel ve dualar eşliğinde dilekler dilenir. Bu bağlamda türbeler de yatan kişilikler de artık “Eren” olmuşlar, Tanrıya ermişler ve sonsuzluğa ulaşmışlardır. Günümüzde bu anlam unutulmuş olsa da, türbeler etrafında gelişen ve halen yapılan ritüeller devam etmektedir. Bu ayinler bütünüyle kollektif bilinçaltının bir yansıması ve Atalar kültünün devamıdır. Türbeler ve yatırlar sunak yerleridir ve kutsalın yansımasıdır. Türkler, mezar kelimesiyle aynı anlamda “kereksür, kegür, kurgan, yerçü, sin, oba, bark, kümbet, türbe vs.” gibi isimleri kullanmışlardır. İslamileşmiş Türk topluluklarında, çeşitli ritüel uygulamalar ile türbe, adak ve ziyaret yerleri önemli bir yer tutmaktadır. Veli, eren, evliya, ermiş, abit, zahit, alim, sofu, seyit, gazi, mübarek, pir, dede, baba, abdal, şehit gibi adlarla anılan kimselerin yattıkları yerler, olarak bilinen yatır, türbe, kümbet, tekke, ziyaret, dede mezarı gibi adlarla anılan kutsal mekânlardır. Sahip oldukları manevî güç ve meziyetler sayesinde çok önemli birer çekim merkezi olmaya devam etmektedirler. Ölünün mezarına kurgan yapılması, Türklerde eski bir gelenektir. Gökktürkler, saygın kişilerin mezarı üstüne toprak yığarak kurgan yapardı. Çin sınırlarından Macaristan’a kadar uzanan göç yolları boyunca bu kurganlara rastlanır. Höyük, çoğu zaman yığma tepe şeklindeki mezar (tümülüs) anlamında da kullanılır. Höyük kelimesi, Türkçe "Hüy/Üy/Öy/Uy" kökünden türemiştir ve tepe, ev gibi anlamları içerir. Taşlardan inşa edilmiş biçimine Ovo ya da Oba da denir. Höyükler tahtalarla, bazen de taşlarla çevrili mezar odalarının üstüne, bir metre ile yetmiş metre arasında toprak yığılmasıyla oluşturulur. Höyüklerin kurgan olarak adlandırıldığı da olur. Kurgan sözü “Kümbet” kavramı ile de eşdeğer olarak kullanılır. Göktürk kağanlarının mezarları dağ şeklinde ve genellikle ulaşılması zor yerlerdeydi. Kağanlar giyimli ve zırhlı olarak, silahları ve elinde and kadehi ile, atlarıyla birlikte, kurgan adı verilen ağaç tomruklarla örülmüş odaların içine gömülüyordu. Göktürk mezarlarında öne çıkan özellik, mezarda bir oda yaparak, ölünün katıldığı savaşları, ölünün yaşamını konu alan olayları anlatan türlü resimlerin işlenmesidir . Bu mezarların üzeri daha sonra toprak ile kapatılıp yükseltiliyor ve tümülüs dediğimiz yapılar haline geliyordu. Türkçedeki “ev-bark” terimi aynı zamanda mezar anıtı anlamına da gelir ve Göktürk Kağanlarının ruhlarının ikametgahı olarak görülürdü. “Bark”, ulu kişilerin yattıkları ve ziyaret konusu olan türbeleri ifade eder. Kağanlar ve önemli kişiler için yapılan kurgan, Oğuzlarda da görülmüştür . Oğuzlar ölülerinin eline, içinde nebiz bulunan ağaçtan bir kap yerleştirmiş; bütün şahsi eşyasını getirip, cesetle birlikte odaya benzer çukura koymuş; ölüyü çukurda oturtup üzerini tavanla örtmüşlerdir. Anadolu’da Selçuklular döneminde, Oğuzlardaki Türk çadırına benzeyen mezarlar yaygın olarak yapılmıştır. Kıpçak Türklerinin mezarlarının bazısı daire, bazısı da dörtken şeklindedir. Ölen kişi zengin ise, mezarlarının üzerine sivri tepeli türbe yahut tuğladan bir kule, bazen da taştan bir ev yapılmaktaydı. Arap yazarlar “Türk Kubbesi” terimini hem Türk çadırını hem de kubbeli ahşap ve taş yapıları ifade etmek için kullanmışlardır. Göçebe çadırı, göçebe mezar anıtı ve kurgan arasında çok yakın bağlantılar vardır ve islamiyetten sonra da Türbe şeklinde devam etmiştir. Eski Türklerde çadır, gök kubbenin, bir başka deyişle kozmosun simgesidir. Çadırın ortasındaki direk, yeryüzünden kutup yıldızına kadar uzanarak, insan ve tanrı arasında bir bağ görevi görür. Aynı anlayış Türbe ve Kümbetlerin yapılış şekli ve anlayışında da sürmüştür. Oğuz çadırlarının mavi renkte oluşu, ve yine Oğuz mezar anıtlarının kubbelerindeki mavi çiniler, Türklerdeki gökyüzü simgeciliği ile alakalıdır. İslamiyetten sonra Türk göçebe kavimler, mikrokozmos olarak düşündükleri çadırlarını, türbe ve kümbetlere adapte etmişlerdir. Türbe ve kümbetlerin kubbe yapısı, gökyüzünün dönüşünü ifade edecek şekildedir. Genellikle kubbe, çarkıfelek ya da gök çarkı adı verilen, ortasında kutup yıldızının sabitlendiği ve etrafında takımyıldızların ve gezegenlerin döndüğü kozmolojik bir yapı olarak düşünülür . Kümbet, Selçuklular zamanında yapılan kendine özgü yapısı olan, silindirik tabanlı ve üst kısımları konik yapılı olan anıtmezarlardır. Kümbetler çoğu zaman iki katlı olarak inşa edilmiştir. Üst katı boştur ve ibadet için ayrılmıştır. Alt katı ölen kişi için düşünülmüştür. Türbelerin etrafında dönme Göktürklerde biri öldüğünde ceset ölü çadırına kaldırılır, koyun, at kesilerek ölünün bulunduğu çadır önüne konulurmuş. Atlılar ölü çadırının çevresinde yedi kez dönerlermiş. Bazı kaynaklarda Türklerin, ölüyü çadır içine koyduktan sonra, atlarla dokuz defa döndükleri belirtilmiştir. Türklerin göğün katları inancı, çadır etrafında dönmenin ölüyü göğe çıkarma işlemi olduğunu desteklemektedir. Yedi kez dönüşün, göğün yedi kat olduğu inancına göre göğün en üstü katına çıkarma; dokuz kez dönüşün ise, göğün dokuz kat olduğu inancına göre göğün en üstü katına çıkarma inancı ile gerçekleştirildiği düşünülmektedir. NURAY BİLGİLİ
  • Blogger Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum:

Item Reviewed: TÜRKLERDE HÖYÜK VE TÜRBELER Rating: 5 Reviewed By: Nuray BİLGİLİ