728x90 AdSpace

Türk Kozmolojisi

İçerik Nuray Bilgili'ye aittir. 2015
27 Nisan 2014 Pazar

TÜRKLERDE GÖK DİREKLERİ

Gökdirekleri Türk mitoloji ve kozmoloji anlayışında, Göğün Direği düşüncesi önemli bir yer tutar. Şamanlar, Tanrının kapısına varmak için, yeryüzünden göğe doğru uzanan tahta bir direk dikerler. Bu direk “terek” olarak da adlandırılır. Kavak ağacı çoğu kez “direk” sözcüğünün karşılığı olarak “Tirek ve Terek” olarak anılır. Türk masallarında bu ağaca “Demir Ağaç” ya da “Demir Kavak” da denir. Göğün ve yer'in direği Tanrı ve insanı birbirine bağlayan bir iletişim aracıdır. Ulu Kavaklara “Bay Terek” denmesi daha çok “Gök Direği” anlayışıyla ilgili bir motiftir. Altay destanlarında “Dünya Ağacı” veya “Gök Direği” Çam ağacıdır. Anadolu'da Ardıç ağacına “Mıhlı Ardıç” denmesi ile Kutup yıldızına “Göğün çivisi” benzetmesinin yapılması çok anlamlıdır. Eski Türk evren anlayışında, Sıruk (Sırık) adı verilen, Altın Dağın tepesinden göğe yükseldiği düşünülen ve kainat ekseninde bulunan bir gök direği vardı. Zirvede ise Altun Kazuk adı verilen Kutup Yıldızında, Gök Tanrısının makamı bulunmaktaydı. Arkaik insan düşüncesine göre, yeryüzünde oluşturulan kutsal mekanların, göksel arketipleri yani karşılıkları vardı. Büyükayı Takımyıldızı yani Türkçe söyleniş biçimiyle “Yedi Hanlar”. Kozmik Saray olarak düşünülmüş ve VIII. Yüzyılda Buhara'nın Türk olan kağan'ı, sarayını Büyükayı burcunun izdüşümü şeklinde yaptırmıştır. Kutup Yıldızı, eski Türk kozmolojisi ve inanç sistemine göre Tanrının Kapısıdır. Kuzey-Doğu Sibirya halklarından olan Çukçiler, bununla ilgili olarak şu güzel sözleri söyler; “Bütün göklere yerden, açılırmış bir kapı, Bir büyük direk dipten, olmuş kapının sapı. Derler Kutup Yıldızı, gökteki bu kapıdan, Aydınlatırmış bizi, nur verir üst yapıdan”. Bütün takımyıldızlar, gezegenler ve hatta Evren, onun etrafında döner ve bir anlamda Kutup Yıldızını tavaf ederek Tanrıya ibadet ederler. Bu direkler göğün 12. katına kadar ulaşır. 12 sayısı kozmolojik bir sayıdır ve gök çarkındaki 12 takımyıldızı ifade eder. Halk arasında “demir kazık”, “altın kazık”, “demir direk” ya da “göğün direği” olarak bilinir. Türk mitolojisine göre, eğer bu “kazık” yerinden çıkacak olursa tüm yıldızlar ve hatta evren dağılır..Yakut Türkleri onu, atların bağlandığı, kutlu bir “at kazığı” olarak tasavvur etmişlerdir. Bu at kazığı yeryüzü ve yeraltına kadar uzanır. Türkler yalnız göğün değil yerin de bir direği olduğuna inanır. Gökyüzüne kutup yıldızına uzanan bir direk olduğu gibi, yeraltına uzanan bir direk ya da bir ağaç da vardır. Yeryüzündeki kısmına kahramanlar, yeraltındaki bölümüne Erlik, gökyüzündeki parçasına ise Ülgen atını bağlar. Türk mitolojisine göre Küçükayı Takımyıldızı, kutup yıldızına bağlı, ak-boz ve gök-boz atların çektiği bir araba olarak düşünülür. Gökyüzüne doğru uzanan direklere “Kutlu At Kazığı” ya da “At Çakı” adı da verilir. Türk mitolojik düşüncesine göre Kutup Yıldızı, At kazığının kutsal Tengrisi olarak kabul edilir. Gökte yaşayan dokuz demirci şaman, Kutup Yıldızını döverek işlemiş ve Demir-Kazık yapmışlardır. Demir Kazık, yerden yükselen, Demir Ağaç, Demir Direk ya da Demir Dağ ile bağlıdır. Bir Yakut Efsanesinde geçen şu sözler çok anlamlıdır; “Göğü kötü ruh basmış, inmesin yere diye, Tanrı bir çadır asmış, koca bir direk ile.” Altay Türkleri Dünya Direği dedikleri bu direklerin üzerine, çift başlı kartal figürü yerleştirirler. Çift başlı kartal Tanrı Ülgen'in sembolüdür ve onun makamını simgeler. Şamanlar bu direklere gök katlarını sembolize eden tahta parçaları çakarlar. Ritüel göğe çıkma törenlerinde bu basamaklar kullanılır ve bunlara “Taptı” adı verilir. Kurban törenleri ve göğe yükselme ayinleri burada yapılır. Şamanizm’de evrenin yapısı kabaca, merkezî bir eksenle birbirine bağlanan gök, yeryüzü ve yeraltı olmak üzere 3 kat olarak tasarlanır. Gök direkleri, mezar taşları, obalar kutlu ağaçlar, ulu dağlar, balbal'lar bu üç bölgeyi birbirine bağlayan eksen olarak görülür. Bu eksenden ruhlar yere, ölüler ise göğe ya da yeraltına inerler. Çin kaynakları, Türk cenaze törenlerinde bir sırık dikildiğini kaydeder. İbn Fadlan'a göre, Türkler mezar üzerine kurgan (höyük) yaparlar, balbal dikerler, yog-aş töreni yapıp kurban edilen hayvanların derilerini (başları, ayak ve kuyruklarıyla beraber) sırıklara asarlardı. Türk, Altay, Yakut ve Dolgan halk kültüründe ve mitolojisinde Kutlu Direklere, Sergey veya Sergen de denir. Bu direğin koruyucu ruhunun (İyesinin) bulunduğuna inanılır. Sergen'ler günlük yaşantıda at bağlamak için dikildiği gibi, özel günlerde ve bayramlarda da dikilir. Yer-su ruhlarının manevi desteğini alabilmek için sayıları üç veya dokuz olan sergenler vardır. Sergenler, renkli bez parçalarıyla, yeleden yapılan süslerle donatılır. Sergenin başına tahtadan atbaşı simgesi konur. Yer altı, yeryüzü ve gökyüzünü birbirine bağlayan Altın Direk ile eşdeğer görülür. Zenginliği, saygınlığı ve gücü temsil eder. Sözcük, “Sırık” kelimesi ile bağlantılıdır ve “Sermek” fiilinden gelir. Eski Türk kavimleri, çadırlarını da küçük bir evren tasarımı olarak görmüşlerdir. Çadırın üstü gök kubbe, ortasındaki açıklık Kutup Yıldızına açılan kapı ve çadırın direği, yeryüzü ve gökyüzünü birbirine bağlayan merdiven olarak düşünülür. Şamanlar göğe yükselme ritüellerini Çadırlarda da yapıyorlardı. Törene başlarken davul çalıp ilahi ve dualar okuyor ve çadır direğine tırmanıyorlardı. Çadırın tepesindeki açıklıktan dışarı doğru uzanan direğin üzerine bayrak ve mavi, beyaz ve sarı renkte bez parçaları da bağlanırdı. Bu renkler Altay kavimlerinin kutsal saydığı renklerdi. Türk kozmolojisine göre, Gök katlarının, gezegenlerin ve yönlerin renk sembolleri vardı. Çadırların ve direklerin üzerine asılan bayraklar da renklerine göre bir durumu sembolize ediyordu. Türklerde siyah ya da beyaz bayrak, yas alameti sayılıyordu. Oğuz Kağan'ın oğlu Gün Han, altın bir otağ (çadır) kurdurur. Sağ tarafına kırk kulaç yüksekliğinde bir direk diktirir. Üzerine de altın bir tavuk koydurur. Altın, Güneş’in sembolü, alegorisidir. Aynı şekilde sol tarafına da aynı uzunlukta bir direk diktirip, üzerine Gümüş bir tavuk yerleştirir. Gümüş ise Ay'ın simgesidir. Tahtacı Türkmenleri, mezarın üstüne kücük bir tümsek yapıp baş ve ayak ucuna “Cerenk” denilen tahtalar dikerler. Ölünün kırkında da mezartaşı dikimi yapılır. Tahtacıların mezarları aynı eski Türklerde olduğu gibi tepelerde, dağ başlarında ve orman içlerindedir.Türk Halk kültüründe bostanlara dikilen korkuluklara “Abakı” adı verilir ve korkutucu olması itibariyle “Abası” adı verilen kötü ruh ile doğrudan bağlantılıdır. Daha önceki dönemlerde kötü ruhlardan korunmak için evlere ve bahçelere dikilen heykellerin, ongunların (totemlerin) veya simgesel direklerin dönüşmesiyle ortaya çıkmışlardır. NURAY BİLGİLİ
  • Blogger Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum:

Item Reviewed: TÜRKLERDE GÖK DİREKLERİ Rating: 5 Reviewed By: Nuray BİLGİLİ